RÖPORTAJ: UMUDUN DÖNÜŞÜ

*Ebuzer Kalender

Bir süredir ortalıkta görünmeyen ve kaybolduğuna inanılan umut, üç gün önce güneş doğduktan kısa süre sonra iş aramaya çıkan bir genç tarafından görüldü. Genç adam ufukta gördüğü şeyin umut olduğundan emindi. Ve nihayet dün, iş bulduğu öğrenilen genç adamın iddiası doğrulandı. Umut ortaya çıktı. Eskiden kalma ahbaplığımız münasebetiyle umut, bana röportaj vermeyi kabul etti. Özlemişim onu, görür görmez sıkıca sarıldım. Sarılır sarılmaz da ne kadar zayıfladığını anladım, sebebini sordum. İyi beslenemediğini söyledi. Ama ışığı hâlâ üzerindeydi. Sorularıma samimiyetle cevap verdi…

Seni kaybettiğimizi sandık. Hatta öldüğünü düşünenler bile oldu. İyi misin?

(Gülüyor.)

Gıyabımda cenaze namazı kılanlar bile oldu. Ama merak etmeyin, ölmedim. Hem biz umut ailesi çok uzun yaşarız. Büyük büyük dedem üç yüz yıl yaşamış. Niye ortadan kaybolduğuma gelince: Yorulmuştum biraz. Dinlenmeye ihtiyacım vardı, neticede umut da yorulabilir değil mi? Biraz da hastaydım. Doktorlar tükenmişlik sendromu teşhisi koydular bana. Bir süredir tedavi görüyordum. Tükenmiş bir umudun insanlara faydası olmazdı takdir edersen. Kendimi toparladım bu süre içerisinde.

Geçmiş olsun, umarım en kısa sürede sağlığına kavuşursun. Tanımayanlar için biraz kendinden bahseder misin, nasıl birisin?

Genel olarak iyimser ve pozitifimdir. İleri görüşlü olduğumu söylerler. Geleceğe dair sık ve sıkı tahminlerde bulunurum. Hani parayla kahve falı bakacak olsam üç günde köşeyi dönerim. (Gülüyor.) Kırılganlığım ise en kötü yanımdır. Beni kıran birine karşı dostlarım acımasız olabilir.

Her şeyi anlatmadın ama… Senin için hovarda da derler.

Aslında bunu inkâr edemem. Neticede parlak biriyim, göz kamaştırıcı bir ışığım ve bu ışığın etrafında pervane gibi dönen hayranlarım var. Kulaklarına fısıldadığım güzel şeyler hayranlarımın öyle hoşuna gider ki! İtiraf etmek gerekirse bazen yalan da söylerim onlara. Ama her defasında da inanırlar bana. Lütfen kızmayın, bazen yalan söyleyerek de olsa birilerini mutlu etmek hoşuma gider.

Diğer yandan sana küskün olan büyük bir kitle var. Bunun sebebi nedir acaba?

Bazı insanlar beni fazla iyimser buluyor. Söylediklerim gerçekleşemeyince hayal kırıklığına uğruyorlar. Ve bu yüzden de bana gönül koyup küsüyorlar. Ama ne yapabilirim ki?  Bir aşığa, sevdiğine kavuşamayacaksın mı diyeyim? Ya da bir hastaya iyileşemeyeceğini mi söyleyeyim? Tamam, telkinlerde bulunduğum doğrudur ama ben kimseye bir şey vaat etmiyorum. Bu yüzden insanların bana karşı insaflı olmalarını rica ediyorum. Kimse bana güvenip de kalkamayacağı bir işin altına girmesin. Ya da bana akıl danışmaktan vazgeçsinler.

Peki, sen insanlara küser misin?

Az da olsa bazı insanları terk ettiğim olmuştur. Ben onlara umutsuz vaka diyorum. (Gülüyor.) Çünkü imkânsıza varan talepleriyle beni bunaltmışlardır. Neticede ben Tanrı değilim.

Gerçeklikle olan ilişkin çok tartışıldı. Onunla bağlantın nedir?

Gerçeklikle aramızda hep bir mesafe olmuştur. O benden daha ciddidir. Tabiri caizse, ben gerçeğe caddenin karşısından el sallarım. Eğer bir araba üzerimden geçip beni ezmezse karşıya geçip ona kavuşurum.

İnsanlarla olan ilişkini nasıl tarif edersin?

İnsanlarla hep samimi olmuşumdur. Bana sarılmayı severler. Beni bazen bir anne, bazen bir eş, bazen bir evlat, bazense bir dost bilip sarılırlar. Anneleriymişim gibi sarılırlar çünkü hep iyi olmalarını isterim. Eşleriymişim gibi sarılırlar çünkü gece benimle yatıp sabah benimle uyanmak isterler. Evlatlarıymışım gibi sarılırlar çünkü beni besleyip büyütmek isterler ve kaybettiklerinde acı çekerler. Ve bir dostmuşum gibi sarılırlar çünkü kolay kolay onları terk etmem. Kısaca insanlar bensiz yapamaz ben de onlarsız. Ben ve insanlar bir bütününün parçasıyız. Bu yüzden beni yani umudu kesmeye çalışmak hem çok acı verir hem de insanı yarım bırakır.

Şimdi de insanların senin hakkında söylediklerine bakalım.

*Umut beslenmesi en kolay şeylerdendir, küçücükken bir anda kocaman olur.

*Dikkat! Umudun kafesine girmek ve onu hayallerle beslemek tehlikeli ve yasaktır.

*Umut birazcık işi sürekli erteleyen memurlara benzer. Bugün git yarın gelleri fazladır.

*Umut bazen bir düşman askeri edasıyla başımızda dikilir çünkü onun esiri olan kişi sayısı az değildir.

*Çoğu zaman hayatta umuda yaslanarak yol alırız. Ama o boşa çıkarsa kendimizi yerde buluruz. Ne gariptir ki bizi ayağa kaldıran da umut olur.

*Umut aslında iyi çocuktur, ne ihmal etmeye ne de şımartmaya gelir.

*Umutla yürürken elimizden tuttuğu gibi bizi peşinden sürükler. Yapabildiğimiz tek şey istediğimiz yere gitmese bile onu takip etmektir. Ve çoğu zaman bizi, paramız yetişmediği için alamadığımız bir elbise gibi vitrinde duran mutluluğu izlemeye götürür, sonra da kulağımıza bir gün onu bize alacağını fısıldar.

Röportajıma katıldığın için teşekkür ederim, sorularım bu kadardı. Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Asıl ben teşekkür ederim eski dostum. Seninle tekrar görüşmek isterim. Arayı fazla uzatma. Kendi adıma çok güzel zaman geçirdiğimi belirtmek isterim. Eminim ki okurların, benimle yaptığın bu söyleşiyi çok beğenecekler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir