Hüzünle Dostluğuma Dair   

Aslan Avşarbey (Mülkî)

*

Tebessüm yüzümde eğreti durur,

Çehremin doğuştan süsüdür hüzün.

Her akşam hasretle kapımı vurur,

Bende misafirin hasıdır hüzün.

 

Girer başköşeye serer postunu,

Gece sessizliği örter üstünü,

Bizim evde bulur yitik dostunu,

Benden gayrısının küsüdür hüzün.

 

Bir söz söyleyecek olsam yanında,

Kızar kaşlarını çatar anında.

Bilmediğim bir hâl var lisanında.

Sanki ötelerin sesidir hüzün.

 

Varınca sessizlik artık demine

Yavaştan başlarız keder cemine.

Teşbihte hata yok tamı tamına,

Başımın püsküllü fesidir hüzün.

 

Üç öğün yediğim azıktır bana,

Bir gün de demez ki yazıktır bana,

Bırakıp da gitmez sadıktır bana,

Bahtımın kalkmayan sisidir hüzün.

 

Kaldırsam altında o var her taşın,

Ne etsem çıkamam içinden işin,

Fakir soframda su katılmış aşın,

Acılı biberli sosudur hüzün.

 

Dostluğumuz öyle kavi erenler!

Ne tipi ayırır ne de boranlar.

Bizi böyle sıkı fıkı görenler,

Sorarlar Mülkî’nin nesidir hüzün.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir