ARZUHÂL

*MEHMET OSMANOĞLU

*

Ya Rab! Arzuhâlimdir bu içli hissiyatım

Her dem isyanla geçti, bütün ömrü hayatım.

Ne müptela olmuşum, zehrine bu âlemin,

Peşinde koşturmuşum, hevây-ı hevesimin.

Bir ânım yaşanmamış, gaflet içre olmadan,

Nisyan kuytularında dolaşıp kaybolmadan.

Sayılı nefeslerim zay’olmuş ağyar için

Her hâlim ayrı kusur, her kusur ayrı biçim.

Günahım sızar gönül kabımdan katran gibi

Akıtsam gözyaşımı, kıpkızıl bir kan gibi.

Arındırır mı bilmem ruhumu kirlerinden,

Ve beynimi vehimli, girift fikirlerinden.

Hem öyle mücrimim de, bir o kadar arsızım,

Nasır tutmuş yüreğim, taşlaşmış, duyarsızım.

Her zerresiyle seni haykırırken kâinat,

Kalbimi sarıp durmuş, gaflet perdesi kat kat.

Bakıp da görmemişim, işitip duymamışım.

Bir yalancı mehtabın, ufkuna aldanmışım.

Avutup durmuş beni, üç beş kırık taatim,

Beyhude meşgaleden, kalmamış hiç takatim;

Bir küheylan misali yolunda koşmak için

İfritten engelleri, kat edip aşmak için.

Bu serkeşlik içinde gün akşama evrilmiş,

Yıkılmış hane-i dil, viraneye çevrilmiş.

İkliminden uzakta harap olmuş gülzârım,

Rahmetini gözlüyor, elemli intizarım.

Ellerim kir yumağı, açılmaya yüzü yok;

Bu dönülmez akşamın bilirim gündüzü yok!

Titreyen ellerimi açtım ümitle sana,

Yüzüstü sürünerek işte geldim kapına!

Lâkin ne sermayem var, ne de bir hazırlığım,

Nedamet ve gözyaşı heybemde tek azığım.

Bir yanım, haşyetini düşünüp titremekte,

Bir yanım göz ucuyla affını gözlemekte.

Affedersen elbette, o senin şanındandır,

Etmezsen Ya İlâhî, akıbetim hüsrandır.

Hüsrana düşenlerden eyleme beni ya Rab!

Bu feryadımı ancak gökler eder istiap

Boş çevirme kapından, ey yüceler yücesi,

Sana vuslat ânımı, eyle düğün gecesi.

Gayrıdan sana yönelt, bütün iştiyakımı

Aydınlat, cürümlerle kararmış afakımı.

Ki ben, sade mağfiret istemiyorum senden,

Sende fani olayım sıyrılıp bu bedenden.

Bilirim seni bulan sahiptir her devlete,

Senden mahrum olansa, mahkûmdur sefalete.

Ondan seni isterim vazgeçip her matluptan,

Kaybolmadan güneşim, kızıllaşan guruptan.

Bir sana sızlanırım, bir tek sanadır nazım,

Bir sensin istediğim, leyl ü nehâr niyazım.

Öyle yandır aşkına, kemiklerim kavrulsun;

Çekilsin met ve cezir, vehimlerim durulsun.

Bir seni görsün gözüm, gayrısı ağyar olsun;

Bu aciz, kemter kulun senle bahtiyar olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir