YENİLGİNİN ZAFERİ

Akif Necipsoy

*

Arif Onur Solak’ın 2018Eylül ayında İyilik Atölyesi Yayınları’ndan çıkan Yenilginin Zaferi isimli kitabı, şiir tasvirinin içinde yer alan en belirgin vasıflardan olan durup düşündürme özelliğini henüz isminden başlatıyor, sayfalar çevrilmeye başlandıkça aynı hususiyetin tüm şiirlere yansıdığını da gözlemlemek çok zor olmuyor.

Tamamı serbest vezin ile yazılmış, 64 sayfaya sığdırılmış, her biri 3-4 sayfa aralığında 17 adet şiirden oluşuyor kitap. Şiirlerde, başlıklardan başlayan bir sıra dışılık ve özgünlük hemen fark ediliyor. Kendi İçine Dönen İnsan, Psikonevroz Bir Düş Yetimi, Şehir Günlükleri ve Sana Son Söz, Gidişin Memleket Meselesi, İnancımız Memleket Kokuyor Leyla, Yarım Kalmış Rüyaların Efkar Saati, Kız Güzel Adam Sıradan ve Toplum Gerçek gibi, okuyucunun en başta dikkatini en yoğun şekilde şiire vermesini sağlayan, merak uyandıran uzun ve alışılmış dışı isimler şiirlerin hemen başlığında karşılıyor sizi.

Şiirlerde konu itibariyle; hayatın içinden gelen, muzdarip kesimin sıkıntılarını dile getiren, toplumsal sorunlara karşı duyarlılığı yansıtanbir ses duyulurken, çoğu şiirde bir dava insanının ip uçlarını veren dizeler göze çarpıyor. Kitabın orta yerinden konuşan, dik, kararlı ve tutarlı bir duruşu yansıtan mısralar karşılıyor okuyucuyu birçok dizede. Doğrudan ya da subliminal diye dilimize yerleşmiş bilinçaltı mesaj içermeyen, şairin fikir, inanç ve değer dünyasından izler taşımayan şiir neredeyse yok denebilir. Kendi İçine Dönen İnsan şiirinin, “bilincimi esir alan tüm yosunlu fikirleri/ ibrahim’in baltasıyla parçalayacağım/ sonra niyeti karanlık amcalara dönüp/ ‘bunların hiçbirini kendi irademle yapmadım/ sizin tanrılarınız beni azat etti’ diyeceğim/ ne yaptığıma anlam veremeyen/ kalbi karanlık insanlığın yüzüne/ içli bir kâfirûn okuyacağım/ ‘lekümdîniküm veliye din’” ; Şehir Günlükleri ve Sana Son Söz şiirinin, “şehirlere masallar anlatıyor/ çok makyajlı ana haber bültenleri/ ve biz ekran başındaki sevgili seyirciler/ kısa metrajlı sloganlar atıyoruz: ‘zalimler kahrolsun’/ ama kimse kahrolmuyor/ oysa çocukların fırlattığı filistin/ tankların paletlerinde diriliyor, yeniden” ; İnancımız Memleket Kokuyor şiirinin, “en büyük yarasıdır göğsümüzün/ eyfelkulesi’ne ve paris’e inanan müminler/ türk lehçesi bir latinceyle gülümsüyor, anlamıyorum/ oysa en çok istanbul’a inanmıştık, kudüs’e ve mekke’ye”; şeklindeki dizeleri bu tür anlatıma örnek gösterilebilir ve bu örnekler elbette çoğaltılabilir.

Kitabın ilk şiiri olan Kendi İçine Dönen İnsan şiirinde yer alan, “oysa insana eğilmek/ seccadeden başka hiçbir yerde yakışmıyor/ gördüm ve itaat ettim/ zaman annesiz bir çocuğu şerh ediyor hayata/ ceplerimizden taşan insan çığlığı/ kulaklarımıza bir kulaç dahi atamadan kesiliyor/ silinirken balık hafızamız, balıklar kendi aklından utanıyor/ yalnızca çocuklar hatırlıyor her şeyi/ içinden anne geçen bütün cümlelere çarparak/ …gençliğim, çoktan seçmeli sınavların/ en doğru şıkkını aramakla geçti” ; Şehir Günlükleri ve Sana Son Söz isimli şiirde yer alan, “kalabalık sesler çoğalıyor caddelerde/ arabalar, motorlar ve korna sesleri/ kirli egzozlara takılıyor ayaklarım/ …müstakil hüzünler birikti boşalan sokaklara/ kuş cıvıltıları ve çocuk sesleri yok artık/ duyguları esir alan betonarme kentler/ yavaş yavaş ölüme terk etti bütün şiirleri/ bu yüzden unutuldu şairler, sesler, cıvıltılar/ …serttir kalabalıklar, eğil biraz/ başın çarpmasın yalnızlıklara/ incinirsin” ; Gidişin Memleket Meselesi şiirinde, “türkçe şarkılar söylüyor ugandalı zenci çocuk/ salon dindarları sele veriyor gözlerini, kameralara bakarak/ sen aklımı koru allah’ım/ bu muhafazakârlar çok yabancı/ oysa hayalleri buz kesen bir şubattı hatırlıyorum” şeklinde söze bürünen dizeler, şairin toplumsal olaylara ve sorunlara karşı hassasiyetinin yansıması olarak görülüyor.

Günlük yaşamda herkesin sıkça karşılaştığı olağan kareler, şairin gözlem ve şiir yetisi ile birleşerek çok keyifli birer şiir olarak karşımıza çıkıyor. Arif Onur Solak şiirlerinin en belirgin özelliği olarak, sanki konuşuyor gibi rahat ve kolay, fakat bir o kadar şiirsel bir anlatım ön plana çıkıyor. Futbolda top tekniği yüksek ve rahat adam geçen oyuncular için kullanılan, “yürüyerek adam geçme” tabiri, şiir düzleminde tam da Arif Onur Solak’ın isminin önüne yakışan bir sıfat olarak oturuyor. Gidişin Memleket Meselesi şiirinin, “aydınlansın ortalık, bekle biraz/ …şimdi gitmesen diyorum, ortalık çok karışık/ …bir sigaran var mı/ bana duman lazım biraz/ bir de çay koyalım ocağa/ başka bahane gelmiyor aklıma/ acele etme, biraz kal, daha erken/ …başımızı sokacak bir derdimiz olsun yeter” ; Beni Kalbinle Yolcu Et şiirindeki “uzak yolların yorgunluğu var omuzlarımda/ ‘kara göründü’ diye bir nida yükseliyor/ bakışlarına son kez çarpsam diyorum/ …mevsim güz, dışarısı müsait/ ve hazır bitmek için her şey/ …kalbin, diyorum son kez/ beni kalbinle yolcu et”; Hiss-i Kablel Vuku şiirindeki, “ben 657’ye tabiyim, devletin resmi sponsoru/ hayata karşı direnmeyi biliyorum en iyi/ bir de yüksek bir enflasyondan aşağı düşmeyi” dizeleri, daha birçok şiirde açıkça görülen bu ayrımlılık özelliğinin gözlemlendiği dizeler olarak göze çarpıyor.

Psikonevroz Bir Düş Yetimi şiirinin, “üstat, orta hüzünlü bir şiir lütfen, içe biraz dokunanından/ az olunca yetmiyor hüznü içlenmeye” ; Yarım Kalmış Rüyaların Efkar Saati şiirinin “buradan başlıyorum yazmaya/ gün akşama giriş yapmaya hazırlanırken yakalıyorum kendimi”; Hiss-i Kablel Vuku şiirinin, “yakama asılıp duran hüznün ellerinden öpüyorum/ acılıyım, yaralı bir insan kadar” başlayan dizeleri de; yine konuşuyor gibi fakat çok keyifli bir şiirsel anlatımla okuyucunun okuma motivasyonunu zirveye çıkaran çarpıcı başlangıçlar olarak öne çıkıyor. Aynı şiirin ilerleyen bölümlerinde yer alan, “çünkü hiçbir şiir kamusal bir baskıya boyun eğmiyor” dizesi, şairin ve şiirin özgürlüğünü tek cümleyle ve çok etkili bir şekilde özetliyor adeta.

Kitapta göze çarpan bir diğer ayırıcı özellik olarak, şekilsel açıdan bakıldığında nesir izlenimi veren dizelerin, şaşırtıcı bir akıcılık ve şiir tadı vermesi dikkat çeker. Bu bağlamda Yarım Kalmış Rüyaların Efkar Saati ve Kız Güzel, Adam Sıradan ve Toplum Gerçek isimli şiirler tümüyle en bariz örnek olarak verilebilir. Anılan ilk şiirin, “mukadder abi bana acil bir çay, yorgun sorularım var/ hararetimi şu masaya bırakıp öyle gitmeliyim buradan/ …yıldızlı şapkaların siperlerinden dökülen cinnete astılar gençliğimizi/ biz yobazlığımızla kaldık, tebareke okuyan kızlar evlerine dağıldı” şeklindeki dizeleri ile, ikinci şiirin, “milli hasıla iyiymiş yani bunda anlaşılmayacak bir şey yok/ ihale kazanmış çılgın müteahhitlerin mutluluğu da ayrıca önemli” şeklindeki dizeleri, bunların yanında Sefer ve Zafer şiirinin, “tamam, sustum, freni boşalmış öfkemin önüne la havle çekiyorum/ sabrın çatladığı yerde kan ve dua, vurun lan vurun, ölürsek namerdiz” şeklindeki dizesi, bu konuda verilebilecek başat örnekler olarak sunulabilir.

Bunun yanında birçok şiirde şairin sevgiliye hitap eder görünse de; şiirlerde buna dair imgeleri, kendi fikir örgüsünü ve inandığı değerleri aktarmada bir aracı olarak kullandığı, şiirin pek kaçamadığı sevgili temasını bu şekilde hayali bir varlığa indirgeyerek anlatımını güçlendirdiği hissi veriyor. Kitaba ismini veren Yenilginin Zaferi şiirindeki, “kendini sakın ve beni yanlış anla/ -unutkanlığıma denk geldi gelişin-/ göğsümde incinmiş kelimeler sözlüğü/ bir kelime seç ve kır kalbimi/ …-seni sevmekten dönüyorum kendime/ demek istediğim aslında bu-/ …ben çölü özledim hepsi bu/ -vakit daralıyor ve bunların seninle bir ilgisi yok-/ burada bütün adresler kayıp ve etrafım sarılı” dizelerinde; İnancımız Memleket Kokuyor Leyla şiirindeki “hazırlan leyla, yorgun bir akşam daha geliyor üstümüze/ yaramız kaldırabildiğimiz acılar kadar/ … bir şeyler diyorum leyla tanzimattan beri yanlış gidiyor” dizelerinde; Vazgeçmenin Bahsi şiirindeki “sana izah edemediğim şeyler var hâlâ/ bilhassa seni seviyorum derken/ bilincime hücum ediyor banka faizleri/ toki’den üç artı bir ve yüz yirmi ay vadeli hayaller” dizeleri ve bunlara benzer birçok dizede bu özelliğe şahit oluyoruz.

Son söz yerine; Her paragrafta anlatılmaya çalışılan betimleyici özelliklerine ilişkin örneklerin epeyce çoğaltılabileceği Yenilginin Zaferi şiir kitabı, gerek dış dünyadaki gözlemlerin gerekse içsel konuşmaların gizemli dizelere döküldüğü, bir yerde görüldüğünde “bu bir Arif Onur Solak şiiri” dedirtecek özgünlüğü yakalamış şiirlerle dopdolu, gönülde latif izler bırakması beklenen, kitaplığınızda bulunası, şiir keyfi üst düzey bir kitap olarak karşımızda durmakta.

*

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram