YARPUZ Dergisi Yazarımız Türkiye Şampiyonu oldu!

YARPUZ Dergisi Yayın Kurulu üyesi şair-yazar Yasin Mortaş katıldığı Yarışmada Türkiye Şampiyonu oldu.

Ümraniye Belediyesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde düzenlediği 16. Geleneksel Hikaye ve Şiir Yarışmaları’nda YARPUZ Dergisi Yayın Kurulu üyesi,Afşinli  şair-yazar Yasin Mortaş, şiir dalında Türkiye birincisi oldu.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında internet üzerinden şiir kategorisinde yarışmaya katılan Mortaş, jüri değerlendirmelerinin ardından “serbest” konulu 16. Geleneksel Şiir Yarışmasının şampiyonu ilan edildi.

Yasin Mortaş, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin her yerinden katılımcının olduğu yarışmanın, sanat ve edebiyat dünyasında marka haline geldiğini belirtti.

Yarışmadan dolayı Ümraniye Belediyesi’ne teşekkür eden Mortaş, “Kanayan yaralarımızı anlatmaya çalıştığım bir şiirle katılmak istedim. Bu ödülü şiirin baş şehri Kahramanmaraş’a getirmek ayrı bir gurur ve anlam. Değerli jüri üyeleri ‘Kan Çerağı’ adlı şiirimi birinciliğe layık görüp teveccüh etmişler, teşekkür ederim.” dedi.

YARPUZ Dergisi ailesi olarak Yayın Kurulu üyemiz Şair Yasin Mortaş’ı yürekten kutluyoruz.

*

İşte Türkiye Şampiyonluğu derecesi alan O şiir;

Kan Çerağı

***
“Haksızlık edenler, neye nasıl dönüşeceklerini yakında görecekler.” (Şuarâ)
Siz /kanaması durmayan güle
aşk aşısı yapmaya mı geldiniz
Muhacirim

Puslu bir çağ aynasından bakıyorum
yüzümün haritasına
yüzümde derin işgal izleri
ıssız yollar ve hüzün evleri

Ateşler içinde bakıyorum işte
bakışlarımı delik deşik eden kurşun izlerine
rengimi savuran uğultulu rüzgâra
buruk ırmaklar taşıyan gözlerime dilimdeki ‘Ano Yemen’dir gülü çemendir’ buğusuna
Ah…tutuyor yine beni bir hıçkırık /başlıyorum İdlib sağusuna

Anne, tarandıkça ağarıyor Etiyopya siyahı saçlarım
.
Evet /bu benim işte muhacir kızı Elif
saçlarım acıyla belik belik

Haydi gelin artık/kişnesin atlar
çınara düş gösteren atlılar
-O zalimler yüzünden perişan olduk
kuş yuvalı bahçemizde viran olduk-

Ensarım
Saçları acıyla belik belik
beni mi çağırdın Elif

Üzerinde acıyla kurumuş günün
kanlı çamurunu silkeleyen güzel
o/ çınlaması geçmeyen çölde
Havva’nın ağladığı o inci saatinde
şarapnel yanığı gözlerinle /beni mi çağırdın

Geldim güzelim
yürüyen bulutların ıslak beyazı
Afrika’nın açlık atlası /elleri Kudüs çiçeğim

Haydi söyle /nereye koydun gözlerinin karasını
ölmüş annenin gözlerine mi
yıkılmış babanın yüreğine mi
Somali türküsünün derinliğine mi
Şöyle mi demiştin:
annemi cennette görecek miyim baba
Allah beni ne zaman yanına alacak
anne olmadan ölecek miyim

Korkma gözlerinin karasında kaybolan Elifim
bir Peygamber şefkati koydum yüreğime
bir Ebubekir ışığı saklıyorum sana
Bosna sokaklarına bırakıyorum izzetimi
Fırat’ın gözyaşını taşıyorum gözlerimde
Ömer terazisi göğsümde/Hamza kaviliği ellerimde
Türkiye tebessümüyle geliyorum sana
Biliyorum şöyle demiştin:
baba bak /hilâl gibi keskin /yıldız savuran atlılar geliyor
Nemrut’un gözlerine ok gibi saplanıyor onlar
içime gül serinliği tüveyçleri savruluyor.

Beni mi çağırdın Elif

saçları hüzünle belik belik

Doğu tartılırken Türkistan güneşiyle
bu zilzal anlatmadı mı zalimlere
yerin göğün sarsıldığını /içlerin içe çöktüğünü
insanlığın hallaç pamuğu gibi savrulduğunu
yalnızlığa bölük bölük dağıldığını

Ah canım/ şöyle mi demiştin:
babacığım içimdeki bu ağırlığı taşıyamaz oldum
yoruldum dışarı atamadığım acılardan
baba, anne yokluğunun enkazında kaldım
gördün mü dünyanın üzerime yıkılışını
Saçları acıdan belik belik

bana mı seslendin Elif:
-Buralar kalabalık ama bilinç keskinliği değil
bu betonlar ama gülizar değil
bu coşmalar ama ırmak değil
bir kuyu derinliği ama serazat değil
Karabağ ama asma bahçesi değil-
Ama gördüm demiştin babacığım
İşte çağırıyorum aşk arkasındaki yankılarımı
yanıklarımı soğutuyorum kartal telekleriyle
bir Yusuf serinliği başlıyor Züleyha gözlerimde

işte/yağmurlar içiyorum su kasidesinden
İsmail’in dudağında damıttığı zemzemden
tutuyorum Asım’ın gül teri ellerinden
artık Türkçe rüyalar görüyorum baba
bak/ görüyor musun /süvariler suda çıngılar sıçratıyor
ufkun kızıllığını topluyorlar eteklerime
altın elmalar soyuyorlar bana

İçimdeki kızgın kumları savuruyorlar rüzgârlarıyla
hıçkırığımı toplayıp koyuyorlar terkilerine
nallarında çıngı hiyerarşisi / yüzlerinde silinmez Fatih siması
Elifim korkma gel diyorlar
Arakan resimleri çiz göğsümüze/ Keşmir tebessümleri sür dudağımıza
gel: lal’e bükülüşünü öğretelim sana
gel: suya dudağını öğretelim
gel: yüreğine gök sürelim
gel: rüzgârına denizi ezberletelim
gel: aşkı damıtalım sabırla
gel: toprağı alnına açalım
ve g e l de giyin diyorlar sık örülmüş merhametimizden
Anadolu yufkası gibi zamanlar açıyorlar önüme
ağlamalarımı sarıyorum Somalili kızın çeyizine
müsterih bir yağmur oluyorum Anadolu’nun gözlerinde
Baba/elimde bir Anadolu aynası
taranıp uyuyorum Bedir’e karşı.

***
Yasin Mortaş

YARPUZ Dergisi Yazarımız Türkiye Şampiyonu oldu!” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram