YARATICILIK VE ÇOCUK

 – ÜMİT PARSIL

*

Çocukta yaratıcılığın gelişimine okul öncesi dönemde başlanmaktadır. Çocuğun bütün geleceğini etkileyen bu dönemde verilen eğitimin sorumluluğunu toplum içindeki her ferdin yüklenmesi, eğitim programlarını çocuğun temel gelişimlerini göz önünde bulundurarak en etkin ve yaygın bir biçimde düzenlenmesi, çocukların ve toplumların geleceği açısından büyük bir önem taşımaktadır.

Yaratıcılık yeteneği çocukta doğuştan var olmasına ve gelişmeye hazır olmasına rağmen, ev veya okul ortamında çocuğun yaratıcılığını engelleyen bir çevre oluşması, bu yeteneğin engellenmesine neden olmaktadır. Kalabalık sınıflar, ezberciliğe dayanan bir eğitim sistemi, katı kuralcı otoriter bir disiplin anlayışı, başarının üzerinde aşırı derecede durulması, alaycı tutum, bazı kültürel yaptırımlar ve değer yargıları da yaratıcılığın gelişimini engelleyen sosyal etkenlerdir.

Çocukta müzik, resim, çevre düzenlemesi yönünden estetik değerlerin geliştirilmesi, önemli ölçüde aile ve yakın çevredeki yetişkinlerin zevk aldıkları alanlarla ilgilidir. Çünkü, tıpkı damak zevki gibi estetik beğeniler de çocuğun yaşadığı kültürel şartlara bağlı olarak çok erken yaşta gelişir. Ayrıca, çocuğun kendini ifade edebilmeye, çevresindeki malzemeyi değişik şekillerde kullanabilmeye, sözcüklerden yararlanarak hayal kurabilmeye de ihtiyacı vardır. Bunun için ise ona fırsat yaratmak ve uygun ortam hazırlamak gereklidir.

Çocuklar yaratıcı güçlerini oyunla ortaya koymaktadırlar. Oyun, insanın yaşamının her döneminde rastlanan ve değişik amaçlarla yapılan bir etkinliktir. Okul öncesinde hazırlanacak ve sunulacak iyi bir oyun ortamında çocuklar tek başlarına veya gruplar halinde kendi koydukları kurallarla, serbest bir şekilde oynuyorlarsa yaratıcı güçlerini harekete geçiriyorlar demektir. Oyunun yanı sıra özgürce resim yapma, hamur, çamur, kil, kum çalışmaları, öykü yaratma, dramatizasyon çalışmaları da çocukların yaratıcılık yeteneklerini destekleyici çalışmalardır.

YARATICILIK VE SANAT EĞİTİMİ

Çocuğun zihinsel ve bedensel gelişimine koşut olarak sanat faaliyetlerinde de gelişim söz konusudur. Bilmek gerekir ki her çocuk yaratıcıdır. Aslolan bireysel ayrıcalıkların ayrıntısında olmaktır.

Çocuğun sanatsal anlamda gelişimine bakacak olursak; iki yaşlarında karalama bağlamında başlayan çizimler dört yaşına kadar devam eder. Gelişigüzellik, yerini zamanla organize edilmiş kontrollü biçimlere bırakır. Kontrollü karalamalarda çocuk yeni hareketlerinden, yeni uyarımları keşfetmeye, keşfettikçe de haz duymaya başlar. Çocuk resminin özellikleri, yaşın özelliklerini taşır. Düzleme; her şey düzlenir. Örneğin; masanın dört ayağı düz bir şekilde gösterilir. Tamamlama; doğanın merkezden bakılıyormuş gibi gösterilmesidir. Tamamlama isteği çocuğun yaratıcılığını da beraberinde getirir. Bildiğini tamamlar. Örneğin; şeffaf ev, profil yüzde gözlerin önden gösterilmesi gibi… Sorun; çocuğun yaşı gereği bu tarz resim yapmasında değil, ailenin ve eğitimcinin bu özelliği bilmemesinden kaynaklanan düzeltmelerdedir. Aynı şekilde, resim dersi kendi içinde konuları olan özerk bir alan olması gerekirken, diğer derslerin konuları resimleme gibi yanlış bir işlevsellikle donatıldığından, yaratıcılık eğitimin daha ilk dönemlerinde törpülenmektedir.

Karalama devresinden isteme devresine geçen çocuğun yaptığı ile söylediği farklıdır. Yapılan çizimlere sevdiklerinin adları verilir. Artık düz çizgilerin yerini yuvarlakça kafalar almaya başlar ama kollar ve bacaklar da kafadan çıkar. Soyutsu bu çalışmalar müdahale etmeden desteklenebilir.

Tanıma dönemi; bu devrede çocuk, yapmak istediği şeyin parçalarının bazılarını bilir ve parçaların yönlerini tayin edebilir. Örneğin; baş yukarıda, ayaklar aşağıda gibi. Bu dönemde gövde tanınır ve resme eklenir. Tanıma devresi, 3-4 yaş arasıdır.             

Yüzey dönemi; düşüncelerini basit ve şematik olarak anlatır. Çocuk, 5-6 yaşlarında duygu ve düşüncelerini ortaya koyacak girişimlerde bulunur. Çevresindeki objeleri parlak renklerle betimler. Ayrıntıya girer.

Okul Öncesi Çocuğunu Yaratıcılığa Yöneltici Etkinlikler 

Hayali Oyun

Hayali Resim

Hayali Öykü

Elişi Etkinlikleri-Artık Malzemeleri Değerlendirme

Yoğurma Maddeleri

Yaratıcı Drama

Çocukların Yaratıcılıklarını Ortaya Çıkarabilmemiz İçin

Çocuğunuzun oynamasına fırsat verin

Onu engellemeyin, bol bol izleyin

Çocuğunuzla, onun hayal dünyasını harekete geçirecek karmaşık değil, basit oyunlar oynayın

Yaşamı öğrenmesine yardımcı olun

Doğa ile iletişim kurmasına izin verin

Heyecanlarını açıklamaya fırsat veren sanatsal etkinliklerde bulunması için ortamlar yaratın

Çocuğunuzun düşüncelerini, keşiflerini paylaşın

Masallar anlatın

Televizyon, video, film izleme zamanlarını sınırlayın.

Erken yaşlardan başlayarak sanat eğitimi alan birey, yeteneklerini ve yaratıcılık gücünü geliştirip estetik bir düzeye ulaşabileceği gibi, iyiyi, doğruyu, güzeli seçme becerisi de kazanacaktır. Küçük yaştaki çocukların yaratıcılıklarını geliştirmeye en uygun alan sanatsal alanlardır. Sanat eğitimi çocuğun çevresini daha iyi algılayıp değerlendirmesini sağlar. Yalnızca bakmayı değil görmeyi, duymayı, işitmeyi öğreterek yaratıcılık için ilk aşamayı sağlar. (Ersoy s.274)

Çocukluk yılları doğal olarak araştırmaya ve keşfetmeye eğilim gösterilen yıllardır. Çocuk çevresini anlamaya, tanımaya çalışırken etkin bir biçimde duyu organlarını kullanır. Ancak günümüz çocukları duyularına düşman bir çevrede yaşıyorlar. Yetişkinlerin betonlaşmış dünyasında bedensel ve ruhsal yaşam giderek kayboluyor. Çocukların duyusal algılamalarının yalnızca görme ve işitmede sınırlandığı bir tehlike ortaya çıkıyor. (Serpemen, 1998)

Kendisine sanatsal ilgileri erkenden açılmış, evinde, yuvada, anaokulunda sanat eğitimi almaya başlamış çocuk, ilkokulda sınıflar ilerledikçe, çevresindeki sanatsal olguları, tüm biçimlendirmeleri, yavaş yavaş değerlendirebilir, eleştirel tavrını alır, güzeli anlamaya ve onu aramaya başlar.

Çocuk 5-6 yaşlarına kadar yaratıcılık açısından hiç de fena değildir. Çocuğun yaşı ilerledikçe şiir ezberleyecek, şiirin kafiyesini değiştirecek, şakalar, espriler yapacaktır. Ancak 7-8 yaşlarına geldiğinde artık mantıklı ve nesnel düşünecektir.(Sanyel, 1997) Bell’e göre, 5-7 yaşlarında çocuğu yaratıcılığında %90 azalma görülmektedir.

Çocuklar okullarda resim eğitimi verilirken mantıksal düşünmeye ve sol beyin alışkanlıklarına yönlendirilmektedirler. Halbuki çocuk sağ beynini kullanarak yaratıcı düşünmeye yönlendirilmelidir. Çocukta mevcut sınırların ötesine geçme arzusu uyandırılmalı, ruhun derinliklerinden ve kalpten gelen duygulara göre resim yapması sağlanmalıdır.

Resim ve elişleri gibi uğraşlar çocuğun hayal gücünde çok etkilidir. Bunun gibi serbest konular, zevke ve icat etmeye bırakılmış basit eşyalar çocukların yeni oyuncaklar yapmalarını kolaylaştıracağından hayal gücünün işlemesini sağlar. (Gövsa,1998)

Çocuklar resim yaparken nesneleri olduğu gibi görmek isterler ve bu teşebbüsleri onların cesaretini kırabilir. Öğretmenlerin onlara sanat stillerinden bahsederek sanatın duygu ve düşünce ürünü olduğunu öğretmeleri gerekir. Öğretmen öğrencilerin resimlerini diğer resimlerle asla kıyaslamamalıdır.

Singer ve Singer’in Meringof’tan aktarımlarına göre; çocuklara radyo, televizyon programları ve resimli kitaplar vererek gerçekleştirdikleri bir araştırmada, çocukların radyo dinledikten sonra daha yaratıcı resimler çizdikleri, televizyon izledikten sonra çizdiklerinin görsel açıdan daha iyi ve farklı olduklarını belirtmişlerdir.(Singerand Singer,1998)

Yaratıcılık insanların sürekli yararlandığı bir şeydir, günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bir ev hanımının elindeki kısıtlı malzeme ile son derece farklı ve lezzetli bir yemek yapma becerisinin de arkasında yaratıcılık yetisi yatmaktadır. Hayatın karmaşık sorunlarıyla başa çıkmak, toplumun yeni buluş ve icatlarla ilerlemesini sağlamak için yaratıcı bireylere ihtiyaç vardır. Özel işletmeler; artık personelinin yabancı dil bilmesinin yanı sıra yaratıcı kişiliğe sahip olma niteliğini de aramaktadırlar. Yaratıcı bireylerin yetiştirilmesinde en büyük yükü, belki de sanat eğitimi dersleri yüklenecektir.

Resim eğitimi, birçok insanın yorumladığı gibi bireylerin güzel resim yapması yoluyla onu ressam yapmayı amaçlamaz. Bu eğitim, çocukların yaratıcılık gücünü geliştirmeyi, karşılaştıkları sorunları yepyeni bir biçimde çözümlemeyi öğrenmelerini amaçlar. Sanat eğitimi ile bireylerin tasarlayabilme yeteneğinin geliştirilmesi; yaratıcı, kendine güveni olan, estetik beğeni düzeyi yüksek gençler yetiştirmek eğitimin amacı olmalı, bu amaca ulaşıldığı zaman aynı niteliklere sahip uygar bir toplumda yaratılmış olacaktır.

Eğitim sistemimizde, programlarda yaratıcılığın geliştirilmesine yönelik ifadeler yer almasına karşılık, öğretmen merkezli bir sistemin var olması yaratıcılığın gelişmesine bir engeldir.

Aileler, öğretmenler ve toplumu oluşturan tüm bireyler yaratıcılık ve sanat eğitimi konusunda bilgilendirilmelidir. Toplumda hiçbir birey, çocuğun sanatsal ve yaratıcı uğraşlarını boş zaman uğraşısı olarak görmemelidir. Eğitimin her kademesinde sanat eğitimine önem verilmelidir.

Sanat eğitiminin programları, çocukların ilgi ve yeteneklerine uygun hazırlanmalıdır. Çocuğun yapısı, değerleri ve özelliklerine uygun bir eğitim, onun doğuştan getirdiği yetenekleri körletmekten ya da tamamen yok etmekten kurtaracaktır. Programlar, bireyin yaratıcılığını ortaya çıkaracak ve geliştirecek tarzda olmalıdır. Müfredat ve içerik de bu yönde doldurulmalıdır.

Öğrencilerin kendilerini rahatça ifade edebildikleri bir resim dersi ortamı oluşturulmalıdır. Gördüğünü aynen resmeden değil, düşündüğünü resmeden bir resim eğitimi anlayışı yerleştirilmelidir. Derslerde hayal gücünün kullanımına yönelik konular işlenmeli, öğrenciler hayal etmeye ve düşünmeye yönlendirilmelidir.

**

Kaynakça:

PARSIL,Ümit, (2012), Sanatta Yaratıcılık.  İki Harf Yayın Grubu, An Kitap, İstanbul.

ERSOY. Ayla.  Sanat Eğitiminin Genel Eğitime Katkısı, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Bilimleri 1. Ulusal Kongresi 24-28 Eylül 1990, Milli Eğitim Basımevi, Ankara, 1993

GÖVSA, İbrahim Alaettin.  Çocukta Zihinsel Gelişim, Hayat Yayınları, İstanbul, 1998

PARSIL, Ümit, Sanatta Yaratıcılık.  İki Harf Yayın Grubu, An Kitap, İstanbul. 2012

SANYEL, Didem. Sınır Tanımayan Güç Yaratıcılık, Bilim ve Teknik, Sayı:351, Şubat 1997

SERPERMEN, Macide. Çocuk Eğitimi ve Öğrenme Sürecinde Bedensel ve Tensel Algılama, Türk Psikoloji Bülteni, Türk Psikologlar Derneği Yayınları, Cilt:4 1998

SİNGER, G.Dorothy and Singer L.Jerome. Çocuklarda Yaratıcılığın Gelişimi, Çeviren: Nurdan Cihan Şümul, Gendaş Yayınları, Kaya Matbaacılık, İstanbul, 1998

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram