YAĞMURLA YÜZLEŞME

 – İBRAHİM BİRGÜL

*

göğe bakıyorum utangaç mor bir bulut kaplamış her yeri

oturuyorum pörsümüş sefil bir bank üzerinde

önümden sıralı evler geçiyor

önümden zincirleme yalnızlık

ve taze ağıtlar bir ölümün ardından üzerime serpilen

geç kalmadım yağmur seninle

büyük buluşmamıza geç kalmadım

ben bütün saatlerimi seninle konuşmaya ayarladım

aç kargalar yiyecek bir şey bulamamışken

seyyahlar daha düşmemişken yollara

ve satıcılar bağırmamışken

simitçiler tutmamışken köşe başlarını henüz

hazırım seninle hayatın uzatma dakikalarını oynamaya

ve bütün kelimelerinle yüzleşmeye

şahit olsun tüm konuşmalarımıza ey yağmur

ağaçlar ile uykusu kaybolmuş çocuklar

soylu rüzgârlarda otursun şöyle yalnızlığımızın bir kenarına

dinlesin bizi sabah sarhoşluğu üzerinde olan

yüzünü yıkamamış mahmur kuşlar.

ve mahalle fırınından çıkan o kahırlı duman

işlensin genzimizin ta içine kadar

yüzleşmek istiyorum seninle ey yağmur

işte getirdim sana yüzümdeki yorgunluğu

alnımdaki çizgiyi, uykusuzluğumu

ve avuçlarımda biriken terleri

sana daha ne vereyim ey yağmur

bu kahrın neden

sularını ben bitirmedim, toprağını ben kaybetmedim şehrimin

oku yüzümdeki ifadeleri yağmur beni hecelemeden oku

hazırım bütün cümlelerimi saymaya bir bir ey yağmur

seni bekliyorum sözlerden kuşandım kılıcımı

haydi gel arala buluttan perdeleri

sözler ağzımın içinde yontulmuş taş gibi seni bekliyor

yokuşlardan inen su gibi

söylenecek bir sır gibiyim

yalnız bir rüya görmüştüm ey yağmur kayıp zamanlarımda

bir gece şehrin her yerinde sesin yankılanıyordu

bir beyaz suret usulca

uzaklara doğru çekilmişti serin karanlıklarında gecenin

ve parmaklarımın uçlarından narin bir yaprak düşüvermişti yere

ah yağmur bu yüzden belki hep uzaklara bakışım

bu yüzden belki seni yüzleşmeye çağırışım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram