TAYYİB ATMACA’NIN SARI KİTAP’INDA TEMATİK ÇEŞİTLİLİK

Tayyip Atmaca’nın Kırağı dergisinde yayımlanan ve gelenekten izler taşıyan modern şiirlerin bulunduğu eserde dize bazında tematik çeşitlilik belirgin düzeyde kendini hissettiriyor. Bu çeşitlilik onun iç dünyasını besleyen unsurlarla dış dünyanın onda bıraktığı etkilerle oluşuyor.

Birçok dizeye serpiştirilmiş olan kendini arama, zaman zaman nesnelerle bağlantılı yer yer kendi ekseninde içsel bir yalnızlığın hüzün sarmalında dönüyor Tayyip Atmaca’nın şiirleri. Bu varoluş, kendini bilinçli bir aramayla belirginleştiriyor.

“Çekil git ey bahar çekil git / Dayanmam imkânsız çiçek seline”

“Yalnızlık içimde sahradır şimdi / Kendi çığlığımı duymadım” derken nesnelerin kendi hüznünü tetikleyen etkiye sahip olduğunu görebiliyoruz.

“Bu şehir sarmadı limansa uzak” dizelerinde kalabalık şehirlerin insanı yalnızlaştırması ve dünyasının huzura ermesinin kaçışlarla gerçekleşebileceğine inanıyor. Bir umutsuzluk içine çekiyor onu.

Kendini bulmaya çalışmanın bilinçliliği, bilinç akışı olarak ilerlemiyor Tayyip Atmaca’da. İnsanın kendini ararkenki başıboşluğu şiire yönelmeyle son buluyor.  “İçimde bir şeyler olduğu kesin / Ya bir çığ kopacak ya sel gidecek / Saçımı başımı yoluyor şiir”

Sarı Kitap’ta en baskın tematik unsurun, “şehir yalnızlığında kendini arama” olduğunu söyleyebiliriz. Şehir yalnızlığında iç yaraların merhemi ise ‘zaman’dır onun için. “Zamanı yarama merhem belledim”

Objeler ile iç dünyadaki değerler büyük bir çatışmayı ortaya çıkarıyor. Bu çağ ile iç dünyanın çatışması, yalnızlaşmayı ve kendini tanıyamamayı doğuruyor.  “Kendimden uzağa gitmek isterken / İçinden dışına bir alev yürür” “Hangi ayna beni bana gösterir” “Her akşam içimde hendek kazılır.” “Ayn’anda gördüğüm yüz benim değil”

Büyük şehir yalnızlığının etkilerini “Çıldırmak normaldir metropollerde / Mecnun olduğunu kimse anlamaz” “Babama söyle de göçelim anne / Bu şehir yakında kül olabilir” “Bu şehir pranga ayaklarıma” dizelerinde de hissetmekteyiz.

Şairler, her ne kadar coşkuyla kendi dünyalarını anlatsalar da onların toplumsal konulara duyarsız kalmadıklarına şahit oluruz. Zira ters giden düzene, haksızlığa, adaletsizliğe ilk tepki veren hep şairler, yazarlar yani aydınlar olmuştur. Toplumsal açıdan bozukluğa duyarsız kalmamayı onda da görmekteyiz. “Bizim marşlarımız cennet ülkede / Zulüm duvarını parçalayacak / Toprağın kalbinde biz olacağız” “Çocuğu bir gül gibi söktüler toprağından” “Tek tip elbiseli bütün insanlar” “Çocuk gözyaşlarıyla evreni sulamada”

“Yalanın hilenin hâkim olduğu / Dünya mahkemesi bize gün verdi / Hiçbir şey yapamaz insan hakları” dizelerinde ise dünyada yapılan tüm haksızlıkların ilahi adaletle mutlaka düzeleceğine inanmaktadır.

Tayyip Atmaca, şu dizeleriyle de toplumdaki zulüm açmazına İslamî duyarlılıkla bakmaktadır. “Yüreğim Mekke’den havalanınca / Ağardım nerde bir zulüm görsem”

            Kitapta en çok dikkat çeken ögelerin başında anlam örgüsünün zıtlıklar üzerine kurulu olması geliyor. “İçimiz yanardağ dışımız buzul” Ne volkan patlıyor ne buz eriyor / İki kutup arasında kalmışım” Dışımdaki cama bir kuş vuruyor / İçimdeki kuştan çığlık vuruyor” “Çetin geçeceğe benziyor bu kış / Bu hummalı sıcak buna işaret” “Git desen düşünür kala gülerim / Zehire ağlarım bala gülerim” “Kendinden uzağa gitmek isterken / İçinden dışına bir alev yürür”

           

            Tayyip Atmaca’nın aşka ise bakışı iki kollu ilerliyor: İlahî ve beşerî. Her ikisinde de masumiyet, hüzün ve çaresizlik var. “Yüreğim ölü evine döndü / Her gelende biraz senin kokun var” “İki tetik gibi düştü gözlerin” “Kılıçla açılmaz bu kadar yara” “Benim gönlüm yayan yapıldak” “Toprağım eriyor gidiyor anne / Dünya sürgünümüz bitiyor anne” “Sevdanın tohumu patlamadı baharda / Yürek ki göç vaktinin ortaasyası” “Fani sevgiler dünya içinmiş” “Mecnun’dan el almış deli kalmadı”

            “Anladım yoklukta insanmış insan” , “Zamanı yarama merhem belledim” , “Yaşamak ağır bir sorumluluktur” , “Çetin yollar ateş hattında geçer” , “Yalnızlık ne keskin bir bıçak dostum” ifadelerinde yokluk, zaman, yaşamak, hedefe ulaşmak, yalnızlık kavramlarına felsefî yaklaşımlarda bulunmuştur.

           

Tayyip Atmaca Sarı Kitap’ta dünyadaki bahtsızlığını “Üç beş yaprak daha düştü asmadan / Yüzüme bir damla yağmur düşmedi” , yaşlandığını ve zamanın ilerleyişini “Gün akşam oluyor fark etmiyorsun” , “Güz geldi dayandı yapraklarıma / Rûzigar sesini akord ediyor” , hesap gününü “Ve herkes dünyada çektiği filmin / Galasına tek başına gidecek” “Boynuzsuz hayvanlar boynuzlulardan / Hakkını alacak bu kesin emir” , ahiret inancını “ Toprak son doğuma hazırlanacak / Ve evren bir daha parçalanacak / Kalkacağız yerden bir başımıza” ölüme bakışını “Korkumuz yok çok şükür ölümden” “Çağrılan gidecek gitmemek yasak  / Yasağı delecek yok başka yasak” dizeleriyle net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Kitaptaki şiirlerin büyük çoğunluğu ölçülü serbest nazımla kaleme alınmış. Ahengi sağlayan klişe unsurlar kullanılmamasına (kafiye, redif) rağmen şiirlerin ahenginin sağlam temellendirilmesi dize işçiliğinin titiz çalışmalarla gerçekleştiğini ortaya çıkarıyor. Bu titiz çalışma tema izleğinde de çeşitlilik olarak kendini yansıtmaktadır.

Tüm alıntılar

Sarı Kitap, Tayyip Atmaca, Berikan Yayınevi, Ankara, 2017

İlker GÜLBAHAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir