SU SARHOŞTU

*Sadık ARSLAN

*

Su; “Umut!” diyen çocuğa: “Uyut!”

“Uyut!” diyen ihtiyara: “Umut!” dedi.

Sesi, çığlıktı suyun.

“Sıla!” dedi orta yaşlarda bir kadın.

“Ya Rab!” diyen genç adama: “Saadet!” dedi.

Gürledi…

“Şükür!” diyen sakallı dedeye: “Şiir!” dedi.

Umutlandı…

“Sağalt!” diyen nineye: “Çoğalt!”

“Çocuk!” diyen gelinle damada: “Soğuk!” dedi.

Coştu…

Mekân sahibi, tedbirli davrandı bu kez: “Allah’ım suyumu yalnız bırak, yağmurunu yağdırma da mavi bir düş kursun!” dedi. “Düşüyle umut olsun yarınlara,  hayat versin umacılara…”

Su; hoştu, mutluluğa koştu.

Korkusu,  yağmurdu.

“İş!” diyen işsize: “Kış!” dedi.

Suyun içi, kan ağlıyordu; çünkü bir dede yarasını düşürmüştü içine.

“Ya Allah!” diyen takunyalı dedeye: “Bismillah!” dedi.

“İnşallah!” diyen takım elbiseli, yakışıklıya: “Maşallah!” dedi.

Henüz bulut ve yağmur yoktu. Su, bunu kutlamak istiyordu ama rakısı yoktu.

Sonra bir sürü masa kuruldu suyun içine, ayaklar uzatıldı.

Su, bu kadar küstahlığa bu kafayla hazır değildi!

Derken imdadına gurbetçi bir aile koştu.

Suyun içine masa kurup derenin suyundan alıp demlemek için çayı, düşürmüşlerdi suya rakıyı.                      

Su; çok hoştu; çünkü artık sarhoştu.

“Bu kafayla çekemem sizi!” dedi, çekti evine gitti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir