POSTAYA VERİLMEMİŞ MEKTUPLAR

 – AKİF DUT

*

Bu soğuk mevsimde sıcak bir haber gibi yüreğime dokunuşuna…

Ayak seslerin mi kulağıma çalınan, kokun mu içimi ürperten yoksa rüzgâr selam mı getirdi senden bilemedim.

Usulden geliyorsun çoğu zaman. Bir duygu sağanağında gözlerinin yeşiline tutulurken ben, hasretin yakıp kavururken ruhumu, telaşlı bir bulut yağmur tanelerini en kuytu yerlere savururken sessizce sokulup yüreğime doluyorsun.

Sen yokken bu şehirde, bu şehir senden yoksunken, bir de gözlerini kaçırınca gözlerimden anlaşılmaz bir telaşa dönüşüyor sensizlik. Kırık dökük. Senden uzak olmanın hüznü kuşatıyor bu koca şehri. Bu koca şehrin sokaklarında içli adımlarla yudumlarken senden arta kalan zamanı, içimde sebepsiz bir fırtına kopunca ya da yürek ikliminde tomurcuklanan güllerin dalları kırılınca aklıma gözlerin düşüyor.

Gözlerin

Ki

Ruhumu sarıp sarmalayan engin bir liman

Günler avuçlarımda sessizce eriyor

Adını andığım zaman…

Sonra el ayak çekilince sokaklardan, kaldırımlar gecenin örtüsüne büründüğünde, bulutlar dağılıp yağmur dindiğinde ve yıldızlar şehre gülümsediğinde sesinin coşkusuyla odamı doldurmanı bekliyorum. Belki ararsın diye. Sensizliğin sokak lambalarıyla söyleştiği bir köşe başında, bu kendine bile yabancı, kendine küs, talihini taşlayan şehrin yağmur kokan sokaklarında bahara ayarlı bir yürek taşıyan çiçekler gibi umudu her gün biraz daha çoğaltarak seni yaşıyorum sensiz…

Sessiz akşamlarda,

Bir türkü takılınca dilime:

‘‘Şu yüce dağları duman kaplamış

Yine mi gurbetten kara haber var…’’ diye başlayan mısralar merhem olmuyor yalnızlığıma.

Böyle anlarda yüzün çiçek çiçek ellerime doluyor. Gün geceye yenilmeyip kutlu bir haber gibi aydınlığı muştuladığında karşımda doyumsuz bir mutluluk denizi oluyor gözlerinin yeşili. Ben gözlerinin derinliğinde baharı getiren çiçekleri dererken mutlu bir tablo beliriyor güneşle yükselen karanfil kokularında.

Sonra ılık bir rüzgâr gibi sesinin sıcaklığı dokunuyor sesime. Her sözün damla damla umut olurken usulden çağlıyor içimin ırmakları.

Baharı müjdeleyen yağmurlardan güç alıp bir emanet saflığında saklıyorum içimde seni. Zaman her geçen gün bir adım daha yaklaştırıyor gözlerini gözlerime.

Şimdi,

Çok uzak bir iklimdesin gece yorgun, ben sana meftun.

Baharın ayak sesleriyle uyanmadan bu yorgun şehir, ince bir sızı gibi vurulmadan gecenin gözleri,  daha sesin sesime değmeden, kokunu getiren rüzgârlar eşliğinde sana dair satırlar yazıyorum. Belki okursun diye…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram