ÖĞRETMEN MUCİZESİ

Güler Türkkan Arslan

*

Mucize filmini izleyenler anımsayacaktır.

Filmin başkahramanı Ziya Hoca’yı izlerken ikiye bölündüm adeta. Gözlerim perdeye asılı,  bilinçaltımda Zekeriya Bey’in mucizesi akmaya başladı. Sanki bizim hayatımızı bizden habersiz filme almışlardı, gözyaşları içinde izliyordum.

Zekeriya Bey’in ilk tayin yeri Göksun’un dağlık bir köyü olan Dağobası’na çıktı. Henüz evlenmemiştik, mektupla haberleşiyoruz. Şimdiki deyimle çıkıyoruz, nereye çıkıyorsak. Elbistan’a kadar dolmuşla gidiyor, oradan köyün muhtarı gelip yatağını katıra yüklüyor, üç saat yürüdükten sonra köye ulaşıyor. Köyde okul yok, muhtar bir oda veriyor, evinden birkaç sıra falan düzenliyor, akşam sıraları birleştirip yatağını açıyor, sabah çocuklar gelmeden kaldırıyor. Çocuklarda önlük yok, saçları makasla kırpılmış… Hafta sonu Elbistan’a iniyor, bir top siyah bez ve yaka, tıraş makinesi alıyor. Köyden bir kadın önlükleri dikiyor, tıraşı da hep kendi yapıyor. Muhtarla birlik olup köye önce bir yol, sonrada okul yapmaya karar veriyorlar. Birlikte Göksun’a geliyorlar. Sabah K.Maraş Valisine gitmek için yola çıkıyorlar, daha Maraş’a ulaşmadan trafik kazası geçiriyorlar. Kazada muhtar, bir kadın, bir de benim akrabam orman işletmesinin veznedarı hayatını kaybediyor. Kendini de öldü diye umutsuzca hastaneye kaldırıyorlar… İki ayağı birden kırılıyor her yerinde cam kesikleriyle iki yıl hastanede yatıyor…

İyileşince evlendik, tayin istedi. Bu defa Göksun’a beş km uzaklıkta Çağlayan köyüne tayin oldu, orda sekiz yıl çalıştı. Sabah gidiyor, akşam geliyor. O köyün karşısında Ellekler diye mezrası var, ortadan Törbüzek çayı geçiyor, tahtadan eğreti bir köprüsü var.  Çocuklar okula gidip gelirken suya düşüyor diye orada bir sınıf açmak istiyor.  Milli eğitim müdürü “Bu çok çalışkan, orayı halleder.” diye Zekeriya Bey’i oraya veriyor.. Sabah gidip başlıyor, orada da okul yok. Ahırın yanında bir oda veriyorlar. Akşam eve geliyor, adam resmen ahır kokuyor…  Bir gün köylüyü topluyor, bana bir yer verin size okul yapayım diyor, köylüler gülüyor:

-Hoca sen bizimle dalga mı geçiyon, yeri verdik, diyelim bizim paramız yok ki …

-Aranızda 100’er lira toplayıp bana verin, gerisine karışmayın, diyor Zekeriya Bey.

Toplayıp veriyorlar bütün parayı ona.  Orman işletmesinden, ‘zati ihtiyaç’ yazılıp bir kamyon tomruk alıyor, okul yapacağım deyince en yüksek fiyatı veren hızarcı Yılmaz, uygun fiyattan satıyor tomrukları. Mekânı cennet olsun.

Ertesi gün ilk kazmayı köyün gençleriyle vurup başlıyorlar okulu yapmaya. Aylarca üstü başı çamur içinde eve geliyor… Okul işte öyle meydana çıkıyor, yalnız çatısı kalıyor. Kendi maaşı da yetmiyor, moralsiz gidip geliyor. “Bu okul benim onurum oldu, bitirmem lazım.” deyip duruyor. Birden aklıma geliyor, düğünümden kalma bir bileziğim vardı. Gece çıkardım uzattım Zekeriya Bey’e.

-Al bunu, işini görürse bitir de rahatla…

-Olmaz Güler, ben bunun yerine yenisini alamam.

-Alma…  İsteyen kim? Ben zaten altın takmayı sevmem.

-Anam bileğinde görmezse sorar.

-Sorsun, bir şey söyleriz, boş ver sen onları…

Böylelikle çatıyı da bitiriyor ama ben hiç görmedim, götürmüyor beni oraya. K.Maraş Valisi, komutanlar, Göksun Kaymakamı, daire amirleri geliyor açılış yapıyor, köylü koç kesip misafirlere ziyafet veriyorlar.  Her şey çok güzel, çok mutlu… Şevkle gidip geliyor. Bir gün muhtarla köyün ileri gelenleri:

-Hoca çok emeğin geçti, yengeyle çocukları da getir oturun lojmanda.  Yorgunluğun çıksın hem de…  Komşumuz olun, demişler. Akşam gelince söyledi, nasıl seviniyorum, “Ayrı eve çıkıyorum, varsın köy olsun!” diye içimden…

Bana fikrimi kim soracak?

-Rahmetli babam olur, dedi. Metin’i de alın gidin. Alper’le Aysun bizimle kalsın.  Hafta sonu gelir görürsünüz… Sesimiz çıkmıyor.

Akşamdan kap kacak, yatak, küçük tüp, ufak tefek şeyleri hazırladık, beraber yaşadığımız için önemli eşyalara dokunmadık, fakir gibiydik zaten o zamanlar.

Alper ilkokul birinci sınıfa gidiyor, Aysun daha başlamadı, Metin dört yaşında… Sabah çıkıyoruz artık… Eğildim önce Alper’i öpmek için koluyla yüzünü kapatıp ağlamaya başladı, çok kötü oldum.

Gittik ama Zekeriya Bey’le hiç konuşmuyorum, hep ağlıyorum.

-Ne yapayım Güler, babamla anam öyle istedi, yok desem bana kırılırlar, onlar gücenirse benim vicdanım rahatsız olur… Kim bilir belki de o gün öğrendim, herkesin yerine üzülmeyi…

Yerleştik… Her şey çok güzel, her akşam evimiz köylülerle dolup taşıyor, yüzlerinde o saf mahcup ifadeyle…

-Kusura bakma Güler Hanım akşam olunca biz buraya gelmeden duramıyok!

Köylünün toprağından, hayvanından ne çıkıyorsa bizim ev onlarla dolup taşıyor. Köylü bizi çok seviyor, biz de onları çok seviyoruz. Akşam sohbetlerinin konusu, köye bir de cami yapmak oluyor.  Öğrencilerse suya yollamıyor beni, çeşmeye, bahçeye… Her şeyime koşuyorlar.

Ödülleri gelmeye başlıyor Zekeriya Bey’in, aylıkla ödüllendirme, takdirname, teşekkür… Ödül üstüne ödül… K.Maraş Valisi giderken “Bu köyden üç tane okul kazanan çocuk çıkarırsan sanadaha büyük ödül vereceğim.” demiş. Durur mu Zekeriya Bey? İlçede ilkokullar arası yarışma başlayacakmış. Son sınıfta yedi öğrencisi vardı, okul dağılınca eve geliyorlar, onlara ders çalıştırıyordu. Sınav günü geldi, çocukları alıp Göksun’a gittiler. Dört merkez okulu içinde, yedi öğrencisinden altı tanesi yatılı okulu kazandı.  İlçede birinci sıraya yerleşti.  Bu ona valiliğin üstün başarı belgesini getirdi.

Bununla kalmadı, yeni öğretim yılında Göksun’un en popüler okulu olan Yavuz Selim İlkokuluna müdür yardımcısı olarak tayini çıktı.

Hem köylümüz hem biz çok zor ayrıldık birbirimizden ama bağımızı da hiç koparmadık hâlâ… Çoğu rahmetli oldu, mekânları cennet olsun, yaşayanlara Allah uzun ömürler versin.

Yıllar geçti. Göksun’a giderken de gelirken de Kayseri-Göksun karayolu üzerinde kendi ellerimizle diktiğimiz çam fidelerinin ağaç olup kuşattığı sarı boyalı, bayrağı hep dalgalanan o okula bakmadan, o günleri anmadan geçmediğim bir avuç Ellekler köyünün okulu, Zekeriya Bey’in eseri olarak akıllara kazındı…

Mucize filmi boyunca Zekeriya Bey’in mucizesi geçti gözlerimin önünden.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir