O KADIN BENİM

Ben Kerem’in Aslı’sıyım. Mecnun’un Leyla’sı. Ferhat’ı aşkın nârında cayır cayır yakan yâr benim. Sürmeli gözlerimde saklı girdaplar, bir bilinmez efsun var benim. Sevda çeken yiğitlerin saçlarına düşen kar benim. Ben Şirin’in kendisi, aşkımdan delinen dağların efendisiyim. Ben Tahir’in Zühre’si,  ben gümüş pelerinli ayın çehresiyim. Bana sevdalıdır Karacaoğlan. Ben Toroslarının kara kızıyım. Ben âşıkların telli sazında yanık bir türkü, bir içli sızıyım. Alın çizgilerinde vuslat olurken adım, bir başka alında firkat ile kara yazıyım. Bir yürek çarpıntısıyım ben. Yeni gelinlerin bitimsiz işvesi, cilvesiyim, nazıyım

Çocuklarıma avuçlarımda zemzem içiren Hacer’im ben. Cennet benim ayaklarımın altına serilmiştir. Cennetin anahtarı dünya yüzünde bir tek bana verilmiştir. Ve ben sorumlu kılınmışım dünyayı cennete benzetmekten. Çiçek benden sorulur, renk benden, bahar benden, aşk benden.  Penceremin pervazına konan kuş bana gelmiştir. Hüsnü Yusuf çiçekleri boy vermiştir emeğimle. Güneşin ışık huzmeleri sabahın serininde bana dokunur önce. Ayın şavkı ben korkmayım diyerek düşer bahçemize Sevdaya dair hangi sözcük varsa ben eledim sevda kalburunda, ben düşürdüm lehçemize. Tandır ekmekleri benim elimde şekillenir. Benim ellerim pişer tandır ekmeğiyle beraber. Mayası sevgidir ekmeğimin. Harcını aşkla kararım. Aşk ile eylediğim zanaatımdan olmamıştır zararım.

Ben Sultan Süleyman’ın aşk burcuna çıkardığı Hürrem’im. Ateşi kül etmek, acıya bal etmek, dikeni gül etmek maharet diyerek sayılmış elime. Benim dilimden çıkarsa zümrüdî bir renk alır katran karası da olsa da her kelime. Yedi cihan fetheden o yiğidin yüreğini ben kuşattım ben düşürdüm aşkın burcundan onu. Sırtı yere gelmeyen yiğidin yüreğini fetheden kadınım ben. Yolundan yürüdüğüm ve yürürken kendimi bulduğum Mustafa Kemal’in anne dediği Zübeyde Hanım’ım, ben Halide Edip’im. Tarihin her sayfasında simli sırmalı adım var. Çünkü ben kadınım. Güzele imza atmak için ihtirasım, inancım ve inadım var.

Ben geldim diyerek icat olundu aşk. Ozanlar beni söyledi, âşıklar beni. Türküleri bana yazdılar hep. Tezene değerken saza Mihriban oldu adım.  Al oldum Fadime eylendim.  Neşet Usta’nın sazında “Yazımı kışa çevirdin bak gözümde yaşa Leyla’m / Mevla’m ayrılık vermesin / Gökte uçan kuşa Leyla’m diyerek söylendim. Bir dağın yamacında kırk koyunun hamisi olan çobanın türküsünde söylediği Zahide benim.  Hangi yiğide sorarsan türküyle ele verir sızısını. Türküyle anlatır alın yazısını. Niksar’ın önünde koyun yazısı / Fadik’i sorarsan ana kuzusu / Böylemiydi anlımızın yazısı/ Sevenin çoğ imiş nazlı Fadik’im dediği Fadik benim. Böyleyim işte. Yağmurun elifiyim ben. Buğdayın başağı. Baharın cemresi. Bir çınarın filizi. Ben çiçekten almadım ismimi. Gül benden çalmıştır adını. Kadın eylemişler çiçeği, çiçek eylemişler kadını. O yüzden menekşeye sıfat oldum ben, laleye ben. Hatta ayın mah cemaline, gözündeki haleye ben.

Kardeniz’de ruhuma işlemiştir deniz. Belime silah almaktan çekinmem. Giresun’dan gelen yarım kalan dalgalar anlatır beni. Saçlarımın fırtınasında gemiler yüzdüren kaptan diye say beni. Ayber yaylasından ses edersem duy beni. Hatırlatır mı Rize’de ince belli bardaklarda içilen çay üstüne çay beni.  Zonguldak’ta kömür gibi sıcağım. Kömür kadar kara.  Ah bir de sevdalı olduğum toprak garez edip sinemde açmasaydı yara. Ben kadınım Karadeniz’de. Çalışkanım, zekiyim, sorumluluk sahibiyim, düşünceliyim ve anadan da anayım. Bin türlü derdim vardır, cismim de hangisine yanayım. Dalgalar tını olur söyledim türkülere.“Yüreğum dert dolidur / Perdelidur görinmez / Etsam halumi tarif / Tarif etmeye gelmez”.   Anadolu’da ahvali ellerinden anlaşılan kadınım ben. Geçmişim hüznüm kederim sevincim avuç içlerimdeki ve ellerimdeki yıpranmışlıkta yatar. Hayatı ben gördüm, ben geçirdim. Bakımlı tırnaklarım olmadı hiç ve sorun etmedim kırılan tırnağımı asla. Anadolu’da sevdim diye vuruldum. Aşkı bildiğim için asıldım. Ben kardeş kurşunuyla ölen Güldünya’yım. Ben törenin ağlarında çırpınan Şemse’yim. Merhamet yoksunu yüreklerin devleştirdiği törenin karşısında hiç kimseyim. Ben dağ köylerinin kirli saçlı kız çocuğuyum. Kırmızı pabuçların düşünü kuran. Aklı sarı saçlı bir oyuncak bebeğe yoran. Kalem tuttursalar elime ozan olacağım. Sevdalarımı sevda tadında yazan olacağım. Yüzüm güneş yanığıdır benim, yüreğim hasret yanığı. Yaldızlı kaplar ile kaplamayı hayal ettiğim kitaplar oldu yangınımın tanığı.

Ben Cudi’ye Gabar’a çıkardığım Mehmetçiğin anası. Daha kurumamıştır kuzumun ellerine yaktığım kınası. Onunla ağustosta nârda, şubat içinde ayazdayım ben. Dağların zirvesinde batıp çıktığı kar beyazda. Her akşam ardından eylediğim niyazdayım ben. Benim oğlum korkmaz kurşundan. Ölümden sakınmaz, yiğitlik nişanı taktım göğsüne. Başkasını takınmaz. Alnımın aklığıdır o.  Koynumun bitimsiz ebedi ve ezeli sıcaklığı. 

Ben Nene Hatun’un kızıyım. Kelebeğin kanat çırpmasından ürken. Söz vatan olursa eğer top tüfek sesini kahramanlık türkülerinin tınısı sayan. Ben Kastamonu’da Şerife Bacı’yım. Yavrumun üstündeki örtüyü ıslanmasın diyerek cephanemin üzerine koyan. Ben öyle bir kadınım işte. Sevdamın emrine uyan. Ben Sabiha Gökçen’im. Mavi göklere sevdalıyım, bulutları kucaklamaya, Ata’mın mavi gözlerini gök mavide aramaya, dağlarının kar düşen saçlarını çıkıp gökyüzüne taramaya. İstikbalim daha bir dilleniyor, daha bir devleşiyor gökyüzüne baktığımda. Ve ben Sabiha’nın kendisi oluyorum onunla konuşuyorum semaya her çıktığımda.

Ben ücra köylerde toprak damlı evlerde saçımın iki bölük örgüsünden kara lastiklerime kadar kadınım. Ben mevsimlik işçi taşıyan kamyonların kasasında o memleketten o memlekete sürülen kadınım.  Uşağı da olmuşum hayatın, gün gelen de şahı da.   Kimi yerde duyulmasa da çığlığım nefesinden fırtınalar yaratan o kadın benim. Açılmayan kapılar çilingiri,  gönülde inşa edilen hanelerin dülgeriyim. Köprüler kuran bir mimar, şehrin söküğünü diken bir terziyim. Adalette ben varım. Sanatta ben sporda ben…Ben seçtiğim kadar seçilen bir kadınım. Ben hakkı arayan ve hakkını arayan kadınım. Ben gören kadınım. Duyan kadınım. Halkım için elini her taşın altına koyan kadınım. Ben hemşire Aysel, Doktor Nurten’im. Polis Memuru Gülhan, Şehit öğretmen Dilşah’ım. Ben tanrının yeryüzüne gönderdiği en büyük nimet ve soylu bir hediyeyim. Ben kadınım. Ben Türkiye’yim.

 

İbrahim ŞAŞMA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir