MERDO

 – FİLİZ KALKIŞIM ÇOLAK

*

kalk gidelim dağlara kekik kokusuna

gurubu kızıl saçlarından içelim şafak sökmeden

ayın mavi yağmur banyosunda efkarın yanık bestesini ıslatalım Merdo

sırılsıklam kuş sürülerinin altında

çoban yıldızının geceye soyunan ince teninin seyrinde

kozalaklara doluşan yüreklerimizi Merdo

vaktin kıpırtılarında yudumlayalım

çıkalım  Bozyer’in dağlarına

ucu açılan gönül mektuplarımdan sana sarhoş nüshalar indireyim

sincaplar çıkartsınlar gövdesinden yaşlı çınarların meraklı bakışlarını

meşe palamutları çatırdasın meşkinden

derinliklerime kök salan saçlarının inci siyahı yelleriyle

alazlarımın gelgitlerine vuran hasretleri dindireyim

buğulu dokunuşlarından dağılsın yüzüne nağmelerin alaca tutan yemişleri

karıncalar uyansınlar uykularından toplasınlar arda kalan kırıntılarından narında hallerimizi

ebabiller konsun usaresine sızlayan sabahlarımızın

su içsinler ıstırabımın sana ağlayan saydam gözelerinden Merdo

oy beneklerine doyamadığım kırlangıç çıkığı omzumda

ağrım bağıra çağıra doğurduğum orkidem yabani koylarımda

Pınarbaşı’nda yerlere saçılan al kanlarında açsın gelincikler

küstürdüğün lalelerin çeşnilerinden aksın ışığım 

kırılsın ciğerlerime batsın kaburgaları suyunun kıymığından tütsün

gerisin geri hışmına çarpsın seni benden alan figanlarında kalsın yen-i ayrılığın

Mahzuni üflesin ölümsüzlüğün ensesine

yanı başıma damlayan cemrelerimizin bucaksız kanatlarıyla es

kirpiğimde kırılsın ağıtları dilek ağacının

dudaklarımızın izlerinde yarılan çaylara ovalansın yıldızlar

çayırlıklarda seken serçelerin cıvıltısından süzülsün üryan kısrağın şeffaf yeleleri

don vurmuş çağlayanların gümbürtüsünden kalksın Merdo

çığlık çığlığa ekilsin kavuşamayanların meramına ah viran bağırdan çıkan kelebekler

beyazları giymiş endamdan savrulsun

yaşmağımın oyasında açan yarpuzların fuşyalanan morundan yağsın ahularıma ahuların 

oy Merdo Merdo şeref namus

Merdo arz-u semalarımın kılçığında bir garip Hüma kalışım

ah bakmalara kıyamadığım aşerdiğim kaderim ahımda

serilmeden örtüsü suskunluğumun omuzlarda kırılan yasına

sana şarkılar söylediğim tepelerin yoncalı sırtlarından

yollarına çözülen fistanımın pür hun kuşağından dökül azgın yareme

kırmızıya goncalansın ağızlarında bitsin Afşin bülbüllerin laleler

ters yüz düetlerinden damlasın kardelenlere şule-i ateşleri çiseleyişlerin

bulutlar düşsün yatağından yamaçlar cam göbeği mızraplarını taksın sinelerine ufkun

tutuşsun yankılarımda çırılçıplak nehirlerin çalkalanan dansı

gün kurusu şiirler ezberimde

senden seni geçtiğim can çekişmelerin yansıyışlarından eğil

uçsuz bucaksız çırpınışlarımdan doğsun ruhuma ruhun

kesip attığım örgülerim sürüklensin nazarında

dibe vursun canıma takılan kanatları anemonların

Pınarbaşı’nda iki eli yanlara düşüşünün nefesimde boğulduğu

nefesinden nefes ver

yarılsın göğsümden fışkırsın kızıl tutamlarında filizlensin seherler

oy Merdo yağızım cılız başağım bağlarımda

körpeciğim başımı ayakta tutamayan bedenimde

esansım gurbetim kulak arkası şelalelerimde

kavuşun rüzgârlar deli kısrağıyla

dinlendire dinlendire sevdiğim düşlerin şebnemli şavkı kavislerimde

diz çökeyim nefesinden öpeyim ah öpeyim çekildiğin kumsallarından

boynundan dolayan kabak saplarını atayım gönül deryama

karşıdan gelişlerinin nargilesini yakayım / seveyim ah

parmaklarının duruşlarıma konan serinliğinden kuşlarına dağlanayım

tütün sarayım Merdo / çınar yapraklarından ah öylesi bir cigara tüttüreyim

gülüşlerinin teri yuvarlanırken şuramda sen şöyle dur

bir daha bir daha konayım kıyısız kaynağından şahlanan ezgilerine

kasketinle su taşıyayım ovaların kuzu sancısına

susuz kalmış diyarlarına serpileyim / nem vereyim güç

menevişlerimde demlediğim harelerinden çay süzeyim

gelinciklerin salıntılarından saçılayım fısıltılarının etkisine

güvercin sütü sağayım

katılayım hamuruna karışayım uslarından tan yırtıklarına sıçrayayım

çatısız ocağımızın efkarlanan başından mayısları damıtayım incinen sessizliğine

mehtabı çekeyim gireyim soğumasın sıcağına

uyanmadan henüz sevincime ilk irislerini emip güneşin

sürmelerinin engin denizleri sayıklayan uçlarından bırakayım

Mahzuni Şerif sevda çalsın bizden aşk

biz seninle göz göze diz dize koptuğumuz tellerinden vefanın

kuyruğu nurdan ışık salıncağımızın kundağında

uçuş uçuş dalgaları koynumuzdan taşan yeşil topuklu kibirli vadilerin edasından

rüzgarı yelelerinden süren kısrağımızın boşalan dizginlerinden Merdo

sur baharlara kopalım

bir kız doğsun bir oğlan / bembeyaz gelinliğimin eteğinden kucağına

koştursunlar safir bahçemizin susmayan coşkusunda

kehribar tespihimiz umutların boynunda

etme Merdo / kalk gidelim

bak dağlar sırtladı sırtlayacak özgürlüğümüzü

daha türkülere sevdamızın kınasını yakacağım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram