KIZIMA MEKTUPLAR-II

*Ali ERDİNÇ

*

Buraya gelişimin beşinci ayı doldu,

Ne vakit bırakırlar bilemiyorum artık.

Garip başım püsküllü belayı burda buldu,

Gözlerimin yaşını silemiyorum artık…

*

Hekimler heyetine çıkardılar az önce,

“Deli değilim.” demek delilik midir sence?

Sabrımı tutan urgan saç telimden de ince,

Kaşlarım çatık kaldı gülemiyorum artık…

*

Biri derdimi sordu, ’Derya’ dedim, güldüler

“Belli oluyor.” deyip ilk sözümü böldüler.

“Anlaşıldı.” yazdılar… “Buna yine geldiler.”

Halimden tek anlayan bulamıyorum artık…

*

Daha ismini dedim, cümlem dilimde kaldı.

Yaktılar ocağımı, çarem külümde kaldı,

Mühürlenmiş bir rapor en son elimde kaldı;

Derdim sen isen deva dilemiyorum artık…

*

Herkesin bir zoru var dinlesen şaşırırsın,

Hayretin kervan olur dağlardan aşırırsın.

Fikir kabına sığmaz mecburen taşırırsın,

Fazla derin düşünüp dalamıyorum artık…

*

Bir resmin kalmış bende koynumda saklıyorum,

Yüzüme sürmek için hep fırsat yokluyorum.

“Canım kızım.” diyerek öpüyor, kokluyorum;

Yazık, bir selam bile salamıyorum artık…

*

Dün bir müfettiş geldi ’Ali sen misin?’ diyor.

“Gözü yirmi dört saat dolu sen misin?’ diyor.

’Fotoğrafla konuşan deli sen misin?’ diyor,

Gurur yapıp saçımı yolamıyorum artık…

*

Hemşire hanımların elinde büyük kozu,

“Akıllıyım.” dedikçe basıyorlar narkozu.

Sonra meşhur gömleği giyersin kuzu kuzu,

İstesem de şuurlu kalamıyorum artık…

*

“Deli olmasam burda işim ne ki?’ diyorsun,

“Beş yaşındaki çocuk benden zeki…” diyorsun.

Sonunda ne derlerse “Tamam, peki!’ diyorsun;

Sık dokuyup da ince elemiyorum artık…

*

Bu mektubun ömrü de buraya kadar sürdü,

Işıklar söndürüldü, cinnet nöbete girdi.

Biraz evvel başhekim -yatın- emrini verdi,

Zarfını gözyaşımla sulamıyorum artık…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir