İLKYAZ TERENNÜMLERİ

– MEHMET OSMANOĞLU

*

Ne zaman ki solmaya başlar gülüşlerimiz,

Titrediğinde birden akşam kızılı günler

Yine bir nevbahara açılır düşlerimiz;

Nicedir uykudayken nevre durur sürgünler.

*

Her yanda dirilişin zarif işaretleri,

Canfezâ cemrelerle palazlanır hülyalar.

Her yamaçta cümbüşler, her bahçe şölen yeri…

Ruhumuzu füsunkâr cezbedişlere salar.

*

Engin bir cömertliğin zirvesinde bulutlar,

Katre katre öperken yeryüzünü alnından

Kâinat kıpırdanır, gökler bu toy’u kutlar.

Yıldızlar tebessümle geçer ayın yanından.

*

Toprağın kucağında kaç vakittir gizlenir,

Çiçeklerin teninini telaşlandırır rüzgâr.

Umudumuz bir müşfik yağmurla filizlenir,

Yalnız şu ıslak bakış, zemheriden yadigâr.

*

Şu gölge serin midir, güneşte kurutulan?

Demlenir semaverde solgun yapraklarımız.

Şu hande yorgun mudur, son nevbahardan kalan?

Bir segâh mırıldanır, suskun dudaklarımız.

*

İşte çiçeğe duran bir erguvan ağacı,

Mülevven dallarıyla arz-ı endam ediyor.

Renklerle çiçeklerin tılsımlı izdivacı,

Gözleri mesrûr eden bir tablo resmediyor.

*

Saadet şarkıları terennüm etmekteler,

Kuş cıvıltılarıyla çocukların sesleri.

Yanakları yeşeren şu bulutsu tepeler,

Üflemekte semaya en taze nefesleri.

*

Bir âsude huzurla sermest olur akşamlar,

İçimize gömülür yorgunluğu yılların.

Sancısını yansıtır bahar desenli camlar,

Tefekkür çilesiyle yoğrulan akılların.

*

Mevsimler evrilirken böyle yerin yüzünde,

Her bahar tazelenir toprak ananın teni.

Asr vaktine eriştik şu ömrün gündüzünde,

Hangi yüze bakınsak faniliğin deseni…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram