GURBETTE BAYRAM SABAHI

 – Fâik KUMRU

*

  -Nur Anama Aziz Babama –

*

Simalarda tebessüm kutlu zaman dilimi,

Mübarek bir hava ki kucaklıyor iklimi.

Gök kubbede bereket çisil çisil yağmakta,

Şu gamlı yüreğime bir başka gün doğmakta.

Neşe sevinç bir bütün yüzlerde gülümseme,

Birleşen şu ellerden pay düşer mi hisseme.

Aciz garip bir kulum kervan geçmez illerde,

Acep ismim kaldı mı dost bildiğim dillerde.

Yüreğime sonsuzluk yazmış ikametgâhı,

Dilimde virdi zeban söylüyor Bismillâh’ı.

El açılır semaya zikir çeker davudî,

Gönül çifte kanatlı arşa çıkar amudî.

Beden nura gark olmuş ruh ki pervaz eylemiş,

Atılmış cümle kirler cismi beyaz eylemiş.

Velvele almış göğü deliğe girmiş necva,

Gönülleri mest etmiş bu uğurlu muhteva.

Yaşlı gözler afakta bir fecir beklemekte,

Küçücük yavru gibi ufka emeklemekte.

Dingin başlar secdede tazim eder Allah’ı,

Teşrif etmiş mabede asırların ervahı.

Bir hüzün sağanağı yüreğime yağıyor,

Gözümdeki yaşlarım asumana ağıyor.

Kalbim kuşlar misali uçuştukça uçuyor,

Efkârın ummanına yine yelken açıyor.

Anamın mis kokusu etrafımı kaplıyor,

Hasretlik hançerini tam kalbime saplıyor.

Dizine sarıldığım günler daim aklımda,

Anılar uyanmakta son demin son faslında.

Derdim bana dert oldu anında tuttu âhı,

Mülkümü talan etti harab eyledi câhı.

Gam yükünde ezildim keder çöktü aniden,

Eridim damla damla yüz çevirdim faniden.

Gurbetin gurbetinde senelerce yaşadım,

Yazın kor sıcağında ateşlerde üşüdüm.

Bir dost eli sarmadı hep boşa düştü elim,

Lügatin denizinde lâl oldu bülbül dilim.

Kapıda kaldı gözüm bir tık sesi duymadım,

Yanımı saranları döner diye saymadım.

Gözümle gönlüm toktur yol eylemez tamahı,

Kaderi yaşıyorken dilim bilmez eyvâhı.

Yalnızlık bazen ilaç bazen de bir yaraymış,

Öyle bir uzaklık ki kapanmaz bir araymış.

Otuz sene devrildi beni de peşi sıra,

Ne çabuk geçti yıllar, nasıl bitti, ne ara!

Ah ederek ağladım, alev alev tükendim.

Külüm oldu savrulan zerre zerre üflendim.

Hem yetim hem de öksüz kalmışım bir başıma,

Sanki hiç büyümedim ah girdim bin yaşıma.

Karaları bağladım sırdaş bildim siyahı,

Sonsuz bir Nur’da buldum selâmeti felâhı.

Özlemin gölgesinde buz kesiyor bedenim,

Her günüm tasa dolu hiç yok iken nedenim.

Eski günler içimde saplı bir bıçak gibi

Ne zaman elim değse ıztıraptır nasibi.

Eşim dostum akrabam savrulup gitmiş hepsi,

Mesafeler artıyor böyle miydi öncesi?

Ellerimi uzatsam varıyorum seraba,

Bir toz zerresi gibi karışırım türaba.

Teslimi silah ettim düştü gönül cenahı,

Hâletirûhiyyemin yok tarifi izahı.

Eski evime gitmek, eşiğine yüz sürmek,

Kabilse Naz Ana’mın gül ağacını görmek.

Yanık sesli babamın sekisinde oturmak,

Uzun hava türküde yetim kalbi doyurmak.

Yemyeşil bahçesini seyre dalıp dinlemek,

Şimdi boş viranede inim inim inlemek.

Ana baba mevsimi yazı geçti güz kaldı,

Horantamız dağıldı ferden ferda azaldı.

İbadet neşvesiydi kudsî baba dergâhı,

Muhabbeti sohbeti dağıtırdı günahı.

Sönmüş baba ocağı tütmez olmuş bacası,

Kapısı zırzalanmış paslı demir kancası.

Gözümde hatıralar tutulmamış güncesi,

Duman tüter başımda gündüzün her gecesi.

Anamın pembe gülü solmuş taze goncası,

Bir yâd-ı cemil kaldı bir anamın ricası.

Babamın duasına her daim mazhar oldum,

Sıcak tebessümünde kış iken bahar oldum.

Eskimeyen eskiler kesmez selâm sabahı,

Eller öptüm hayalen ulvî bayram sabâhı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram