Gölet

*Filiz Kalkışım Çolak

*

Şehrin kaldırımlarından süzülen
yağmur çiseciklerine sordum

Şiirler mi sarhoş yoksa ben miyim 
neydi böylesi dehlizlerimde yırtılan
karayelin siyah saçlarından 
                          bahtıma dolanan

Bir kız çıkıyor
mavi tenli buhranlarımın 
                      şeffaf göletlerinden

Neye üfleyen soluğu
sanki bedenimde üryan sancı

Ayakuçlarında canına yandığımın
                         şuh mercan kınası
dudakları kiraz ısırığı emiliminde
yeleleri ipek döken sırttan
kendini tan vurgunu düşlere salan

Acı üfleyen dudaklarında ney kıyımları 
suçlu kimdi
cinayet mahalli sus pus
meşe palamutlarının gizinde
duvarlarımın ardında bir ayaz

Hilalin hicranından 
şafağın sükûtlu duruşlarına damlayan 
                                             gençliğim

Dudakları beline kadar sarkmış gecenin 
                      umut kesen acımasızlığı
serçelerin gözlerine akan kanı damarlarımın

Oysa ben seni sormuştum 
ıslak bakışlarına İstanbul’un
menevişlerinde bulurum diye seni yeniden 
durdu sağanak kesildi sesi su perisinin
kızılca pıhtısı çözüldü ayaklarından 
tozak tozak püskürdü efkâra

Kirpiklerinden yakamozların 
gardenyalar açan göğün 
saten süren duruşuna

Meğer sevdamın künyesi düşmüş 
kız kulesi’nin ak boynundan
demir atması ondanmış 
yokluğunun derinliklerime

Eğdi başını deniz 
koynuna sığınan yüreğime

kara kapkara eldivenli bir eldi hatırladığım 
                        giderayak ,boğazımı sıkan

İçimde kaldı şiirlerim 
                          söyleyemedim
kırıldı ucu kalemimin yazmadım

Ah sevdiğim 
seni devirdiğin yarınlarıma yazdım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir