BENDEKİ ŞEHİR

* ZİYA NURDAN

*

Şehir düşler çardağı, yerde sahte kâinat

Şehir kökle kavgalı kuru mücessem inat.

Ümitler salıncağı kuruludur şehirde,

Derman arar her gelen soluduğu zehirde.

Toplanmış küme küme insanlar çağlayanı,

Çileme ortak etsem oturup ağlayanı.

Şehir kibir anıtı yükselmiş göğe karşı,

Yolları geçit vermez pespaye yeni çarşı.

Saati yorgun argın mevsimi parça parça,

Tuvale hüzün çizer şehir denilen fırça.

Yaşamak hevesini kırar bu hain şehir

Vurdumduymazlık kader kalabalıklar nehir.

Kurulduğu düzene her gün bin selam çakar,

Yok ettiği huzurdan küçük şehirler çıkar.

Sokakları keşmekeş caddesi hırçın güruh, 

Şehir kalpsiz yaşayan sevimsiz günahkâr ruh. 

Kısmetin ekmeğini yiyip doymazlar burda, 

Şehir gösterişten miras elde kalmış hurda. 

Şehir bulmaca atlas giriftler sığınağı, 

Şehir zihnen kördüğüm miskinler yığınağı. 

Şehir ezelden beri gurbetin has hancısı,

Şehir bende kanayan hasretin öz sancısı.

Düşlerim yıkansa da arınmaz bu şehirde, 

Zulme dudak bükenler barınmaz bu şehirde. 

Şehir iklimi başka kendi kiralık arsa. 

Şehir umutsuza barınak muallâk borsa. 

Şehir ıssız kalabalık, şehir geçimsiz belde; 

Ücreti peşin ister harcadığı bedelde. 

Gençliğimin katili şehir denen ihtiyar,

Şehir cilası küf kokan pudralı sahte yâr.

Boşa döner hayalim şehrin sokaklarından,

Yüzüme eyvah iner Nemrut şakaklarından.

Sırtında taşıdığı her mahlûk dertli ondan, 

Dâhil olsun olmasın her an mesul olandan.

Yok olur hatıralar şehrin sisli ufkunda, 

Huzur bile firari o huzursuz sükûnda. 

Kazanırken kaybedilen vakit aranıyor, 

Şehrin içinde kat kat şehirsiz barınıyor. 

Yeşile doymalıyım yaşadığım şehirde, 

Şehre gülümsüyorum düşlediğim ahirde. 

İstikbal vadisine bir şehir kuruyorum,

Medeniyet doğuran bir şehir görüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir